Aslıhan Kaya

"Daha Çok Gıdaya Değil Doğru Gıdaya, Doğru Alışverişi Yapmaya ve Kendimizi Doğru Beslemeye İhtiyacımız Var."

Gıdasını Koruyanlar’ın ilk konuğu, Bütünsel Beslenme ve Fonksiyonel Tıp Sağlık Danışmanı Aslıhan Kaya, canlı yayında merak edilen soruları yanıtladı. Dengede Hayat isimli bloğunda ve sosyal medya hesaplarında sağlıklı beslenme ile ile alakalı çok önemli ipuçları paylaşan Kaya, marketlerde de nasıl alışveriş yapmalıyız ve gıda israfı ile mücadelede işe yarayabilecek tüyolar nelerdir, sağlıklı beslenerek gıda israfı ile nasıl mücadele edebiliriz gibi önemli başlıklara dair önemli notlar paylaştı.

Alışveriş listesi kullanmanın öneminden bahseden Kaya, tok karnına alışveriş yapmanın hem daha düşük kalorili yiyecekler satın alınmasında hem de ihtiyaç fazlası ürünlerin satın alınmamasında etkili olduğuna dair araştırma sonuçlarının detaylarını anlattı. Satın alınarak eve getirilen gıdaların doğru muhafaza edilmesine dair bilgiler paylaştı.

Günümüzde günlük alınan kalori miktarının ve değişen yeme alışkanlıkları ile israfının da arttığını belirten Kaya, ihtiyacımız olanın daha çok değil daha doğru gıda ve kontrollü alışveriş olduğunu belirtti. Küçük porsiyonlarda yemekler pişirmenin ve mümkünse tekrar tekrar ısıtmamanın hem israf hem de sağlıksal açıdan önemli olduğunu ifade eden Kaya, mutfakta yaratıcılığın sınırı olmadığını ve kalan yemeklerin ertesi gün içerisinde değerlendirilerek tüketilebileceğini dile getirdi.

Gıda israfını önlemenin çok kolay olduğunu ve bunun 5 adımda gerçekleşebileceğini belirten Kaya, bu adımları; konunun farkında olmak, planlama, doğru alışveriş yapmak, doğru koşullarda saklamak ve doğru pişirme yöntemleri olarak sıraladı.

Sohbetimizin tamamını buradan inceleyebilirsiniz.

Video linki → https://www.youtube.com/watch?v=5cQuCRBLhHM&t=8s

Tarım ve Orman Bakanlığı ve FAO ortaklığında gerçekleştirilen Gıdanı Koru Kampanyasının, gıdasını koruyanlar sosyal medya canlı yayınına hoş geldiniz. Bu seride gıdasını koruyanlardan tavsiyeler alacağız onların hikayelerini ve deneyimlerini dinleyeceğiz. İlk bölüm konuğumuz bütünsel beslenme ve fonksiyonel tıp sağlık danışmanı Aslıhan Kaya. Aslıhan Hanım hoş geldiniz.

Hoşbulduk merhaba, nasılsınız?

İyiyim siz nasılsınız?

Teşekkür ederim ben de iyiyim çok gurur duydum böyle kıymetli bir projenin bir parçası olmaktan dolayı, çok önemsediğim bir konu çünkü.

Biz de çok mutluyuz burada olduğunuz için.

Teşekkür ederim.

Dengede hayat isimli bir sayfanız ve aynı zamanda bir blogunuz var Instagram adresiniz orada sağlıklı beslenmek için ipuçları paylaşıyorsunuz, tarifler paylaşıyorsunuz biraz bahseder misiniz dengede hayat nasıl ortaya çıktı?

Tabii, aslında şöyle anlatayım yaklaşık 20 senelik kariyerimin büyük bir bölümü gıda ve tarım sektöründe geçti. Hepimizin evine neredeyse her gün giren birçok markayı yönettim. 2018 senesinde de sektörel tecrübemi biraz daha derinleştirmek için Amerika’da New York Üniversitesinde bütünsel beslenme ve sağlık eğitimi aldım ve tamamladım. Üzerine 2019 senesinde tekrar fonksiyonel tıp eğitimine başladım. İnşallah 3 ay sonra mezun olacağım halen öğrenciyim, öğrenmenin ömür boyu sürdürülebilir bir şey olduğuna inanıyorum çünkü. Dengede hayat platformuda hem bu sektörel tecrübem hem aldığım eğitimler bir de arada gelen annelikle birlikte olan bütün deneyimlerin harmanlandığı insanlara aslında sürdürülebilir sağlıklı bir hayatın mümkün olduğu, kolay olduğunu anlatmaya çalıştığım ilham vermek istediğim bir platform olarak doğdu. 6 senedir, 7 senedir de yaklaşık bu konularda üniversitelerde dersler veriyorum hem doğru alışveriş işte tarım üzerine derslerim var. Bu şekilde bütün deneyimlerimi de dengede hayat üzerinden paylaşmaya çalışıyorum.

Ben de takip ediyorum blogunuzu çok etkileyici hikayeniz var ben de okumuştum blogunuzda.

Çok teşekkür ederim. Sağ olun.

Biz size gıda israfı ile ilgili bir kaç soru hazırladık isterseniz zaman kaybetmeden sorularımıza geçelim. Şimdi uzmanlar alışverişe giderken market alışverişi listesi hazırlamayı öneriyorlar. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz, siz de liste hazırlıyor musunuz?

Çok güzel bir soru yapılan araştırmalara göre, Türkiye’de alışverişe liste hazırlayarak gidenlerin oranı yaklaşık %31 civarında. Yurtdışında ise bu oran 2 katı kadar %55 - %60’larda. Liste yaptığımız zaman tabii ki daha planlı gidiyoruz ama hepimizin aslında alışverişe giderken aklında bir marka var %95 bir marka ile gidiyoruz almak istediğimiz ürünler ile ilgili fakat rafın önüne gittiğimizde %76 kararlarımızı rafın önünde veriyoruz ve fikrimizi değiştiriyoruz. O vakit eğer bir listemiz yoksa ihtiyacımız olmayan, ihtiyacımız varsa bile ihtiyacımız olandan daha fazla alma eğilimi de çok fazla oluyoruz. Çünkü şöyle anlatayım, bu benim dersiminde konusu zaten ortalama bir süpermarkette yaklaşık 30, 40 bin tane ürün var. Marketin metrekaresi büyüdükçe taşıdıkları ürün portföyünde genişliyor ve ortalamada 10 bin tane etiket, afiş, poster işte kampanya vs. gibi bizim dikkatimizi çekmeye çalışan görseller ve malzemeler var işte kağıtlar, duyurular var. Şimdi bizim listemiz yoksa zaten kafamız karışıyor ve bu kadar çok ürünün içerisinde bir de işte bu uyaranlarla birlikte planladığımızdan daha fazlasını almaya başlıyoruz. Listesiz gitmenin etkisi bu şekilde etki etmiş oluyor. Ben liste yapan taraftayım ihtiyacım kadarını alayım ve fazlasını tüketmeyeyim diye bunu da tavsiye ederim bir alışkanlık haline getirilmesini.

Evet geçende bununla ilgili bir şey paylaşmıştınız okumuştum ben de.

Evet, biraz sonra anlatacağım zaten marketlerde de nasıl alışveriş yapmalıyız, tüyolar neler diye çünkü gerçekten çok fazla uyaran var ve ihtiyacımızdan fazlasını almaya çok müsait oluyoruz özellikle gıda konusunda.

Peki, tok karnına alışverişe gitmek hakkında ne düşünüyorsunuz, uzmanlar yine bunu da öneriyor.

Evet benimde düşüncem tabii ki aynı yönde ama ben biraz yapılan araştırmalar ile ilgili bilgi vereyim bu konuda mesela Cornell Üniversitesinin yaptığı bir araştırma var öğlen yemeğinden sonra saat 1 ile 4 arasında alışverişe gidenlerle, akşam yemeğine doğru iş çıkışı saatlerinde 4 ile 7 arasında alışverişe gidenleri karşılaştırmışlar ve karnı aç gidenlerin tok gidenlere göre daha yüksek kalorili bir gıda alışverişi yaptığını tespit etmişler çok normal bir sonuç kendimizden de düşünelim böyle gözümüz döndüğü zaman kimse gidip marul, roka almak istemiyor abur cubura daha bir eğilimli oluyoruz yönleniyoruz hem sağlığımız için zarar oluyor hem de belki alacağımızdan daha da fazlasını almış oluyoruz yine benzer bir araştırmayıda Minnesota Üniversitesi yapmış onlarda şöyle bir sonuca varmışlar aç karnına yapılan araştırmalarda %64 daha fazla harcama yapılıyor burada tabii duygular devreye giriyor açlık, tokluk hem hormonlar hem duygular insülin direncimiz var hele de biraz böyle kan şekerimizi çok üretemeyen besinlerle beslendiysek oralarda biraz daha abur cubura eğilimli olma ihtiyacımızdan fazlasını almak gibi şeyler gündeme gelmiş oluyor. Bir de tabii ki yine yapılan bazı araştırmalara göre eskiye göre daha fazla yemek yiyoruz 1960'lardaki ortalama bir insanın kalorisi günlük 2.000 - 2.500 civarındayken 2000’li yıllarda bu neredeyse çarpı 2 olmuş 3.900 lere kadar çıkmış ortalamalardan bahsediyorum. Bugün 2.000’li ürünler neredeyse diyetlerde verilen kaloriler halinde yani 1960 senesinde yaşayan bir insan o kalori ile bütün bir günü geçirirken şimdi zayıflamak için o kaloriye indirmeye çalışıyor kendisini tabii ki bunun üç tane sebebi var. 1. ev dışı tüketim arttı daha çok dışarıda yemek yiyoruz her ne kadar bu dönemde yiyemesekte, porsiyonlarımız büyüdü ve endüstriyel gıda ihtiyaçımız arttı. Bunların hepsi beraberinde de bir gıda israfını getirmeye başladı ve bugün rakamlar çok ciddi boyutlara ulaştı. Neredeyse 9 kişiden 1’i aç yatarken, aynı oranda da obez insanlar var obez rakamları var. Yaklaşık 820 milyon gibi rakamlar bunlarda dolayısıyla bir dengesizlik var ve fazla gıdaya ihtiyacımız varmış gibi gösteriliyor, daha çok üretmeliyiz işte 2050 yılında nüfusta artacak ve %60 daha fazla gıda lazım olacak diye benim kendi fikrimde hep şu yönde daha çok gıdaya değil ama doğru gıdaya, doğru alışverişi yapmaya ve kendinizi doğru beslemeye ihtiyacımız var diye düşünüyorum. Yeniden o kontrollü, dozunda ve dengeli günlere dönebilmeniz adına.

Peki, çocuklarınız var sosyal medyada paylaşıyorsunuz sürekli Allah bağışlasın. Onlara gıda israfı ile ilgili bir eğitim vermeye başladınız mı?

Çok teşekkür ederim, sağ olun evet. Tabii çocuklarla konuşuyoruz bu konuları çünkü ağaç yaşken eğilir yani bu yaşta biz onlara çok önemsediğimiz, şükretmek, kıymet bilmek gibi şeyleri aktarabilmeliyiz ki büyüdükleri zaman onlarda bunları yaşam tarzı olarak benimseye bilmiş olsunlar biz bir kere çocuklara sorumluluk vererek bu süreci yönetmeye çalışıyoruz eşimle alışveriş listesinden bir önceki adım bizim evde haftalık menüyü planlamaktır o hafta ne yiyeceğimizi çocuklar ile beraber planlarız ve ona göre de işte bir alışveriş listesi çıkartırız evdeki eksik malzemeler ile ilgili onlara sorumluluklar veririz işte kontrol ederler, maydonoz bitmiş, nane bitmiş, yumurta azalmış vs. gibi birlikte yazarız o listeleri böylece kendilerinide daha fazla içerisinde hissederler bu sürecin onun dışında bir de oyunumuz vardır sil süpür deriz ona, sil süpür oyunumuz tabaklarımızı sil süpür yapmak diye kim sil süpür yaptıysa işte o gün bir ödül alabilir, biraz daha geç yatabilir, bir okuma saati kazanabilir gibi küçük böyle ödüllerle onu motive etmeye çalışırız tabii ki çocuklarda biraz daha yavaş ilerliyor süreç yiyecekleri kontrol etmekte zorlanıyorlar ama hep onlara şunu aktarmaya çalışıyorum az alın, küçük alın doymazsanız tekrar alın yani en temelde öğrenmeleri gereken şey tabaklarını doldurmaktan ziyade az az alıp ona göre tüketmeyi öğrenmeleri ve tabii ki o yemedikleri tabakta kalan şeyin bir yemekten çok daha fazlası olduğunu onlara anlatabilmek arkasında işte yüzlerce çalışan işçi tarım sektöründe ya da kamyonda onu taşıyan, markete getiren, rafa çıkaran bir sürü insanın emeği olduğunu bilmek ve şükretmek yani o nimet için biraz bunu vermeye çalışıyoruz inşallah verebiliyoruzdur ve büyüdüklerinde görebilirim diye umuyorum.

Umarım, peki illa ki yemek kalıyor o pişmiş yemekleri tekrar değerlendirmek mümkün mü?

Aslında her şey mümkün yeter ki isteyelim ama aslında bunun bir önceki adımı çok fazla pişmiş yemek kalmayacak şekilde planlama yapmak ben hep şöyle anlatmaya çalışıyorum yazılarımda da sağlıklı beslenmenin yolu bir mutfağa girmekten geçer, hazır gıdadan değil mutfağımıza girip ipleri elimize alacağız ve bu da biraz planlama ile olacak işte haftalık listelerimiz , ne yiyeceğimizi düşünmek vs. gibi planlayarak daha az kontrollü yapmak idealı çünkü kalan yemeği defalarca ısıtmakta sağlık açısından iyi bir şey değil. Hele ki ıspanak gibi içerisinde nitrat oranı yüksek sebzelerse aynı gün içerisinde yenilmesi ve hiç ısıtılmaması öneriliyor. Çünkü o nitrat nitrite dönüşüyor çok ufak çaplı böyle zehirlenmelere sebeb olabiliyor biz anlamıyoruz belki ama bağırsaklarımız bozuldu zannediyoruz halbuki o ıspanağı birkaç kez ısıttığımız için öyle bir tepki veriyor bedenimiz gibi daha küçük porsiyonlarda pişirmeyi tavsiye ediyorum yani pişen yemeği en fazla 1 kere ısıtmalıyız pişmiş bir üründe ama tabii ki atmak değil bu kaldı, değerlendirelim ne yapalım? Bizim kültürümüz zaten bu konuda çok şahane dolma yapmak için kabağın içini oyup o içten bir mücver yaratan bir toplumuz biz benim daha önceki işim gereği yaptırdığım araştırmalarda işte Türkiye’de en çok yapılan yemekleri ortaya çıkarmaya çalışmıştık. Portföyümüz aslında çok limitli 8 - 9 yemek arasında dönüyor ortalama bir Türk ailesi yani aynı yemekleri hep döndürüp döndürüp pişiriyoruz. Kuru fasulye pilav işte köfte makarna, karnıyarık gibi bunların içerisinde de en fazla pişen pilav en fazla israfa gidende pilav oluyor, pirinç halbuki biz pirinçi fazla kaçırdık yaptık pilavımızı ertesi gün onu yayla çorbası yapabiliriz veya işte sebzelerimiz ile kombinleyip böyle fırında bir graten yaparken işte içine bağlayıcı olarak kullanabiliriz veya salatalarımıza ekleyebiliriz aslında istesek mutfakta yaratıcılığın sınırı yok pek çok yerde değerlendirebiliriz keza makarna öyle kaldığı zaman hemen bir beşamel sosla fırına verilir bir fırın makarnası yapılabilir işte sebzeler bir şekilde garnitür gibi değerlendirilebilir sabah kahvaltıda söğüş kaldıysa o gün pişirilecek yemeğe eklenebilir aslında her tür yöntem mümkün yani yeter ki biz niyet edelim o gıdayı israf etmemeye.

Peki, çok güzel tabaklar paylaşıyorsunuz gökkuşağı gibi rengarenk, yeşillikler içinde peki sağlıklı beslenerek gıda israfını önleyebilir miyiz?

Evet aslında gerçekten büyük bir adım atarız çünkü sağlıklı beslenmek demek zaten bir kere mevsiminde beslenmek demek, yerel beslenmek demek yani yerel üretici, yerli tohumu desteklemek demek yerelde yetişmiş tedarikçilerin ürünlerini tercih etmek demek daha az işlenmiş gıda demek bu da zaten hem çevre anlamında hem gıda israfı anlamında filelerin azalması demek bir de doz ve denge demek yani çok büyük porsiyon yemeyeceğiz daha küçük yiyeceğiz gibi bu çok önemli bir şey zaten bir de sağlıklı beslenmeye giden yolda benim en çok üzerinde durduğum konulardan bir tanesi markette ki etiket okuryazarlığı yani etiketleri okuduğumuzda anlamamız çok önemli burada benim önemsediğim 4 tane başlık var onları böyle kısaca bilgilendirmek için paylaşmak isterim. Birincisi neye bakacağız bir ürün alıyoruz, gıda ürünü tarihine bakacağız, son kullanma tarihi yazabilir, SKT dediğimiz bu ürünün en son kullanabileceğimiz tarihini gösterir bu tarihten sonra tüketmek bizim için risklidir demektir. Ya da tavsiye edilen tüketim tarihi yazılabilir TETT diye bu da ürünün tazeliğini ve kalitesini ne kadar süre koruduğunu gösterir ikisi birbirinden farklıdır ama biz alışverişimizi yaparken o ürünü hemen kullanacaksak daha yakın tarihli alabiliriz ama biraz daha uzun bir vadede kullanacaksak daha uzun vadeli olanlarını tercih etmek gıda israfını önlemek adına en önemli adımlardan bir tanesidir öte yandan sağlığımızı korur bir diğeri menşei ülkeye bakmak üzerinde etiketin yani üretildiği yer bu da zaten yerel üretimi desteklemek demektir. Ben bunu şöyle anlatıyorum; daha az seyahat eden yiyecekler yiyelim özellikle sebze ve meyve gıda israfında ekmekten sonra en çok israf edilen yaklaşık %50 gibi kayıp var evet bunun çoğu hasat da veya işte paketlemede, yolda da kayba uğruyor ama biz kendimizde çok seyahat eden ürünler tercih edersek işte mevsiminde yetişmemiş ama güney yarım küreden kışın ortasında gelmiş bir ürün hem çevreye karbon ayak izi olarak zarar hem mevsimsel olmadığı için bizim kendi bünyelerimize zarar hem de işte anlattığım sebeplerden dolayı gıdanın israfına da yol açan yolda belki file, tedarik zincirinde kayıplarla bütün bir gıda israfı resmine katkıda bulunan bir süreç o yüzden ne kadar bize yakın lokasyonlarda yetişmiş ürünleri tercih edersek o yönden koruyabilmiş oluruz. 3. olarak etiketlerde ambalaj bilgisini önemsiyorum gram gibi mesela işte çoklu paketler oluyor daha avantajlı fiyata ama ihtiyacımızdan fazlasını aldırıyor bize fiyatı ucuz olduğu için avantajlı olduğu için öyle alalım diyoruz ama aslında sadece 2 tanesini kullanacağız 4 tanesi belki bekleyecek sonra işte bu SKT geçmiş olacak buyurun size gıda israfı veya bizim sadece küçük bir kutu malzemeye ihtiyacımız var ama promosyondaydı, fiyatı iyiydi o ürünü aldık büyük ambalaj zannediyoruz ki avantajlı olduk halbuki yine ihtiyacımızdan fazlasını kullanamayıp çöpe attıysak cebimizden çıkan para hem daha fazla oldu hem de bir başkasının karnının doyabileceği bir şeyi biz tüketmiş ve israf etmiş olduk ambalaj bilgiside çok önemli lütfen ne kadar ihtiyacımız varsa işte alışveriş listesi yapmaya geliyor ama ona kadar bakmamız gerekiyor. 4. ve son olarakta önemsediğim ve hep önerdiğim konulardan bir tanesi üretim okuryazarlığında üretim şekli özellikle meyve, sebze gibi filesini çok fazla verdiğimiz besinlerde

Bakanlığımızda çok güzel bir çalışması var artık hayata geçti künyeler var reyonlarda üretim modeli yazıyor, konversiyon tarım mı, iyi tarım mı, organik tarım mı olduğunu onları takip edip okuyarak alışverişimizi yaparsak ve tercihimizi iyi tarım, organik tarım gibi kontrol edilebilir, izlenebilir dolayısıyla

filesi az olandan yana kullanırsak hem sağlığımızı korumuş oluruz hem de yine gıda israfını önlemiş oluruz ben bir de bu dört maddeyi önemsiyorum alışveriş yaparken.

Peki, listemizi hazırladık, markete gittik son kullanma tarihlerine de baktık ama eve getirdikten sonra onları nasıl saklamalıyız, siz hangi yöntemleri tercih ediyorsunuz onların taze kalması için?

Şimdi sebze ve meyvelerde bir kere bozulmaması için onları işte hepsini birden yıkayarak saklamıyorum daha çok çürümesine sebeb oluyor zaten taze meyvelerde ya kağıt havluya sarıyorum ya da kurulama bezlerine sararak muhafaza etmeye çalışıyorum özellikle yeşillikleri eğer sebzeler yiyebileceğimizden daha fazla ise bir kısmını temizleyip işte ayıklayıp porsiyonluk kaplara bölüp veya poşetlere bölüp buzlukta, derin dondurucuyuda çok tavsiye ediyorum, kullanıyorumda sağlıklı bir yöntem bu şekilde değerlendiriyorum veya aldım tüketemediğim işte meyvem fazla geldiyse şekersiz bir komposto yaparak değerlendiriyorum hem çocuklara tatlı oluyor hem sıvı ve posa ihtiyacımızı karşılıyor veya işte pişirerek işte tazeliğini kaybedecek bir şeyse hemen pişirip, dolaba alıp ertesi gün ön şeyini hazırlığını tamamlamış olarak bırakmayı tercih ediyorum. Doğru saklama kapları işte doğru önlemlerle, konserve yaparak veya işte turşu yaparak veya komposto yaparak yani zaten kültürümüzün içinde çok fazlasıyla olan güzel teknikleri kullanarak saklamak mümkün. Ben de bu şekilde değerlendirmeye çalışıyorum aldıklarımı.

Aslı Hanım bizim sorularımız bu kadardı sizin eklemek istediğiniz başka şeyler var mı?

Aslında var yani şöyle söylemek istiyorum çok kolay bir şey gıda israfını önlemek yani 5 adımda bunu önleyebiliriz. Birinci adım konunun farkında olmak ki zaten siz bunu çok güzel yapıyorsunuz bu proje tamamen farkındalık için başlamış bir proje herkes kendi mutfağında ve kendi tabağından başlarsa korumaya bütüne etkisi mutlaka hissedilecektir. Birincisi farkındalık, ikincisi dediğim gibi planlama, alışveriş listesi yaparak alışverişe gitmek daha sonrasında menülerimizi planlayarak tüketmek hem sağlığımıza hem gıdanın israfına engel olur. Alışverişi doğru yapmak burada bir püf noktası vereceğim marketlere gittiğiniz zaman alışverişlerinizi lütfen dairesel yönde yapın, dairesel yönde zaten ihtiyacımız olan temel tüketim malzemeleri mesela şöyle düşünün gözünüzün önüne getirin bir markete girdiğinizde genellikle sebze, meyve ile başlar arkasından taze reyonu dediğimiz işte etler, kıymalar, süt, peynir ürünleri, balık varsa balık reyonu gibi temel besin maddelerimiz zaten dairesel yöndedir ortalarda saklanan bölümlerde daha çok böyle abur cuburlar ve temel tüketim veya işte daha uzun ömürlü işte un, makarna gibi yağ gibi yiyecekler vardır onları listemiz dahilinde alıp taze ürünleri sadece ihtiyacımız oysa dairesel yönde alışverişimizi tamamladığımız zaman hem daha kontrollü bir bütçe içerisinde kalmış olabiliriz hem sağlığımızı hem de israfı korumuş oluruz işte kampanyalara, promosyonlara çok böyle kapılmadan gerçekten neye ihtiyacımız varsa çıkabiliriz işin içinden, alışverişten sonraki yöntem saklama koşullarıydı işte turşu yapmaktan tutun da, konserve yapmak ya da pastörize etmek, derin dondurucuya atmak gibi inanın bir soğanı bile yarısı lazımsa kalanını küp küp yapıp tekrar bir poşete koyup dondurucuya atıp ertesi gün, bir kaç gün sonra kullanabilirsiniz hele ki yoğun çalışan bir insansınız böyle ön hazırlıklar çok hayat kurtarır ve son olarak doğru pişirme tekniği ile gıda israfını önlersiniz çünkü fazla pişirdiğinizde, yanlış pişirdiğinizde hem besin değerlerini kaybetmesine sebep olursunuz hem de daha fazla gıda harcarsınız daha fazla yağ daha fazla enerji gibi pişirme teknikleride çok önemli böyle bir 5 adımlı bir harita çıkarırsak hepimiz kendimize aslında tasarruf yapmak anlamında çok büyük katkıda bulunuruz diye düşünüyorum ve yeniden değerlendirme tabii bütün her şeyi yeniden değerlendirebiliriz kalan bir yemekten yeni bir yemek yaratabiliriz kabuğundan, çekirdeğinden işte balkonumuzda işte bir file ektiysek domates, biber konpos yapıp bile kullanabiliriz onu işte her şey yeniden geri dönüştürülebilir gıda anlamında. Yeterli planlı, programlı olalım.

Aslıhan Hanım çok teşekkür ederim çok keyifli bir sohbetti.

Ben teşekkür ederim gerçekten çok ben de sevindim yani böyle bir projenin içerisinde olmak ve anlatmak çok teşekkür ediyorum tekrar davet ettiğiniz için.

Eminim ki bu anlattıklarınızda takipçilerimizinde çok işine yarayacak.

İnşallah yine soruları olursa her zaman sorabilirler böyle paylaşmaya çalışıyorum zaten bilgileri her zaman konuşuruz duygularımızı değil lütfen gerçek yiyecekleri yiyelim hücrelerimizi besleyelim diyorum doz ve denge diyorum.

Peki, gıdasını koruyanların bugünlük sonuna geldik cuma günü 21.00’de Orman Lezzetleri tekrar konuğumuz olacak ve bizi gıdanı koru sosyal medya hesaplarından takip edebilirsiniz cuma günü görüşünceye kadar hoşçakalın.