Çağatay Mutlu ve Murat Akay

"Gerek evde gerekse kampta plan ve programsız ne alırsak bizim için gıda israfına yol açıyor."

Yemek sevgisi ve doğa sevgisini bir araya getirme fikri ile yola çıkarak büyüyen Orman Lezzetleri’nden Çağatay Mutlu ve Murat Akay, canlı yayında Gıdasını Koruyanlar için anlattı.

Kampa ilgi duyanlar için çok önemli tavsiyelerde bulunan ikili, gıda muhafaza edebilme deneyimlerinden ve önerilerinden söz ettiler. Gıda israfının her yerde olduğu gibi kamplarda da olduğunu söyleyen ikili, gözlemlerinden bahsederken plansız ve fazla yiyecek ile kampa gidilmesi, tabaklara konulan yemeğin gereğinden fazla olması ve aç karnına yapılan alışverişler gibi birçok etmenin israf kapılarını açtığından bahsetti.

Saklama koşullarına göre yemeklerin plan ve programlarını yaptıklarını belirten Murat Akay, kampta kalacakları gün sayısına göre yapacakları yemekleri önceden planlayarak, bunlara uygun ürünler tercih ettiklerinden bahsetti. Kalan bütün yemeklerin bir şekilde değerlendirilebileceğini belirten Çağatay Mutlu, bu yöntemlerin iyi araştırılıp öğrenilmesi gerektiğine değindi. İkili, yeni kamp yapacak olanlara ve bu konuda tecrübesiz olanlara çok önemli tavsiyeler verirken gıda israfı ile mücadelede anahtarın çocuklar olduğunu, gıdaların sofralarımıza gelene kadar ne kadar işlemden geçtiğini bilen çocukların israfa karşı daha duyarlı olacaklarını belirttiler.

Sohbetimizin tamamını buradan inceleyebilirsiniz.

Video Linki →

https://www.youtube.com/watch?v=qdLL72LZQG4&list=PLaOTh7GADYecB7Qk_wklAORAWbZJKX1oa&index=27

Tarım ve Orman Bakanlığıyla FAO ortaklığında gerçekleştirilen Gıdanı Koru Kampanyasının gıdasını koruyanlar sosyal medya canlı yayın serisine hoşgeldiniz. Bu kampanyada, bu seride gıdasını koruyanlardan tavsiyeler alacağız onların deneyimlerini ve hikayelerini dinleyeceğiz. Çarşamba günü Aslıhan Kaya konuğumuzdu, bugünde Orman Lezzetlerinden Çağatay Mutlu ve Murat Akay var. Merhaba hoş geldiniz.

Merhaba Hoşbulduk.

Nasılsınız, nasıl gidiyor? Sanırım Malatya’dasınız değil mi? Kamp nasıl gidiyor?

Evet, Malatya’dayız. 16 Mart’da Malatya Arapgile geldik. Bu pandemi sürecinin tamamını bugüne kadar Malatya’nın Arapgil ilçesinde geçirdik halen de devam ediyoruz.

Evet aslında bir iş için gelmiştik sonrasında bu süreç böyle ilerleyince gitmemeye karar verdik burada daha doğal daha sağlıklı kalabileceğimizi düşündük süreci burada tamamladık diyebiliriz.

Şu anda da Kaymakamın evinden bağlanıyorsunuz değil mi?

Evet, normalde biz köydeyiz. Köyde kaldık bu süreçte bu canlı yayın için Kaymakam Beyden rica ettik sağ olsun o da bize evinin kapılarını açtı çok teşekkür ediyoruz buradan kendisine.

Biz de teşekkür edelim. Peki size Gıdanı Koru Kampanyası ile ilgili birkaç soru hazırladık ama onlardan önce Orman Lezzetleri nasıl ortaya çıktı, nasıl bir araya geldiniz farklı sektörlerde çalışıyorsunuz biraz anlatır mısınız?

Öncelikle farklı sektörde çalışmıyoruz aslında ikimizde aynı işi yapıyoruz zaten aynı şirkette çalışırken tanıştık Çağatay ile çalıştığımız şirketin mutfağında aslında yemekler yapmaya başladık birlikte sonra bu arkadaşlığımız uzun sürünce birlikte doğaya çıkmaya başladık kamplara gitmeye başladık oralarda yemek yapmaya başladık.

Yani yemek sevgimiz ve doğa sevgimiz aslında bir araya getirdik ilk başta bunu bir eğlence olarak keyfine başlatmıştık ama sonrasında sosyal medyada ve diğer medyada çok ilgi gördüğü için çok hızlı büyüdü bu büyüme ile de biz biraz daha yoğunlaşma ihtiyacı duyduk bu sefer daha farklı şeyler ortaya çıkmaya başladı. Bizim içinde keyifli bir serüven oldu diyebiliriz.

Biz de paylaşımlarınızı yakından takip ediyoruz çok lezzetli şeyler paylaşıyorsunuz, peki Gıdanı Koru Kampanyası ile ilgili neler düşünüyorsunuz?

Aslında bu en başından beri bizimde aklımızda olan yani kamplarda, kamplar düzenliyoruz bu arada üç tane kamp düzenledik yaklaşık bu kamplara total davetli sayısı 1.500’ü geçti çocuklu aileler geldiler. Bu kamplarda da gelen kampçı arkadaşlarımıza gıdalarını israf etmemeleri konularında direktiflerde bulunuyoruz arkadaşlarımıza söylüyoruz yiyecekleri kadar yemek almaları çünkü biz yemek dağıtıyoruz kamplarımızda lezzetli olduğu için insanlar tekrar tekrar gelip alıyorlar ama o doyma sürecini yaşıyorlar bu arada sonra 2., 3. aldıkları yemek kalıyor. Sonra sabaha kaldığı için yiyemiyorlar ve bu israf oluyor.

Yani Gıdanı Koru Kampanyasına açıkcası ilk duyduğumuzda böyle bir kampanyayı Tarım Bakanlığının yürütüyor olmasıda güzel bir şey çünkü biz kendimizce israfla bir şekilde baş etmeye çalışıyoruz diyebiliriz hem bireysel olarak hem de sosyal medyada yaptığımız kamplarla insanlara bir nebze bunu anlatmaya, göstermeye çalışıyoruz fakat böyle güzel bir destek olduğunda böyle güzel projeye önderlik yapıldığında daha fazla insana ulaşacağı için projeyi ilk duyduğumuzda bizim çok hoşumuza gitti çok memnun kaldık. Elimizden gelen desteğide vermek için her zaman hazırız. Çünkü hepimizin sorunu bu.

Evet, peki ya sürekli şehir değiştiriyorsunuz doğudasınız. Gıda israfı ve kaybı ile gözlemleriniz neler?

Şimdi genel itibari ile şöyle bir sıkıntı var biz anadoluda yaşıyoruz anadolu kültüründe bizim anne kaşığı dediğimiz bir şey var işte bir yerlere gittiğimizde doğaya çıkmadan o yerdeki takipçilerimiz bizi misafir ediyorlar ya da bir yerlerde ağırlıyorlar orada sürekli bize böyle fazla yemek bir kaşık yiyin, şunu da yiyin, bunu da yiyin, bunu da yaptık tabii bu misafirperverlik ile alakalı ama bu her zaman diyoruz fazla yemek yemekte israf yani insanlar bunu gözden kaçırıyorlar anne kaşığı işte bir kaşık daha fazla koyduğumuzda bu yemek olayı israfa girmiş oluyor çünkü tabakta kalan yemek tekrar yemeğin içine koyamadığımız için atılıyor.

En büyük sıkıntısı zaten bu yemek olayına başlamadan önce alışverişlerin aç karnına yapılması ile başlıyor aç karnına yapılınca insanların karnından önce gözü aç oluyor bu sefer daha fazla alışveriş yapıyor yaptığı yemeklerin porsiyonları daha büyük oluyor sonrasında yiyemiyor bu kalıyor tabii bundan sonrada tabii bu bir hata bunun telafi yöntemleri var o yöntemle yani bu kalan yemekleri nasıl değerlendirebiliriz bunu çöpe atmak yerine bunu nasıl kullanabiliriz işte çorba olabilir, kahvaltı için omlet olabilir yani kalan bütün yemekler bir şekilde değerlendirilebiliyor. Bu yöntemleri biraz daha araştırmak veya incelemek gerekiyor.

Evet, peki sürekli şehir değiştiriyorsunuz bazen çok soğuk bir şehirdesiniz bazen çok sıcak yiyeceklerinizi nasıl saklıyorsunuz bu ortamlarda yani hava değişikliğinden?

Biz gideceğimiz yerlerde alışverişimizi yaparken kamp da kalacağımız gün sayısı ve yapacağımız yemekleri ilk önce planlıyoruz ona göre diyelim ki çok sıcak bir ortamda çabuk bozulacak gıdaları tüketmek için en baştaki sıraya koyuyoruz ilk yapacağımız yemekleri tavuk olabilir, balık olabilir, et türevleri olabilir bunlar çabuk bozulur eğer saklama koşullarımız yoksa ona göre plan programını yapabiliriz, yapıyoruz. Bunlarıda tavsiye ediyoruz ya da konserve türü gıdalar olabilir onlarıda yanlarımızda bulunduruyoruz.

Yani konserve bizim çok tavsiye etmediğimizde denilebilir, tüketmediğimizde bir şey zaten bizim çıkış noktamız bu kamplarda insanlar sadece konserve tüketiyor daha doğrusu ağırlıklı olarak konserve tüketiyordu biz bu algının kırılmasını istedik ev mutfağında, normal mutfakta yapılabilecek her türlü yemeği kamp ortamında da yemeğin özü ateştir ilk yemekte ateşte pişti, evlerde ki ocaklarda pişmedi o yüzden bütün yemeklerin ateş de yapılabileceğini söylüyoruz. Ateşin ve suyun olduğu her yer bizim için mutfaktır diyoruz bu yüzden bu motto ile ilerliyoruz bu sebeple biz her türlü gıdayı yanımızda taşıyoruz aslında gıdasına görede işte bunun farklı yöntemleri var işte mesela et götürdüğümüzde çok uzun süre orada kalacaksak mesela eti evde şoklayıp buzlu bir şekilde yanımıza alabiliriz bu çözünme süreci bize bir zaman kazandıracak biz elektrikli buzdolabı şu an için kullanmıyoruz belki ileride kullanacağız ama şu anda daha termal çanta dediğimiz çantalar var termal buzdolabı dedikleri bunlardan kullanıyoruz işte bunun içerisine bir kaç tane buz poşeti koyduğumuzda bunu daha uzun süre muhafaza edebiliyoruz sonrasında da Murat’ın dediği gibi bozulma sırasına göre tüketiyoruz veya işte daha kuru et gibi bilmem ne gibi daha dayanıklı, bozulmayacak şeyler götürüyoruz bunların hepsi birer seçenek bir de mesela o termal çantalar hakkında şöyle bir şey var biz normal buz kasedi kullanmak yerine pet şişe içerisinde suları buz tutturup, dondurup bunları kullanıyoruz en azından bu buz eridiğinde de o suyu kullanabiliyoruz yani burada da aslında bir insafı önlemiş oluyoruz diğer türlü atıf bir suyu kullanmayacağımız bir suyu bu şekilde kullanmak yerine daha sonrasında tüketebileceğimiz en azından buz eridiğinde soğuk su oluyor elimizde bunu kullanabiliyoruz diğer işte kampa ilgisi olan insanlara da şunu söyleyebiliriz bu termal çantalar fiyat olarak herkesin bütçesine uymayabilir biraz yüksek fiyatlara satılıyor özelliklerinden dolayı bununda pratik bir yöntemi var aslında balıkçıların kullandığı veya haricen büyük marketlerde satılan çantalar var bunlar çok iyi yalıtım sağlıyor bunlarıda aynı şekilde kullanabilirler buz kasedi ile ya da herhangi bir buz kalıbı ile bunun içerisinde günlerce yiyecekleri muhafaza edebilirler çok sıcak havada güneşin altında bile çok iyi iş görüyor diyebiliriz yani 3 - 4 gün gibi içerisinde ki gıdaları çok iyi bir şekilde koruyor.

Peki, sınırlı yiyecek ile kampa gidiyoruz, insanlar kamp da da gıda israfı yapıyorlar mı? Yapıyorlarsa en çok neyi ve nasıl yapıyorlar?

Gıda israfını her yerde yapıyorlar ama kampta da şöyle oluyor haddinden fazla yiyecek götürüyorlar yani plan, program yapmadan kampa gittikleri için ya da özellikle aç karnına alışveriş yaptıkları için kampa giderken diyelim ki bir akşamüstü mesela öğlen yemeğini yemiş ama akşam yemeği vaktine yakın bir zamanda haftasonu için konuşuyorum bunu markete giriyorlar o aç karnına olduğu dönemde önlerine ne gelirse bunu da yeriz, onu da yeriz, bunu da alalım burada yani en önemli sıkıntı plan, program. Plan programsız gerek evde gerekse kampta ne alırsak bizim için gıda israfının fazlası aynı zamanda bunu pişirirken de işte kampa gittik hadi bunu da pişirelim, bunu da pişirelim aç karnına olunca sonra kalıyor yani iki kişi gidiyorsa kampa ya da dört kişi diyelim sekiz kişilik alışveriş yapıyorlar her öğün için yani tek bir öğün için değil her öğün için bu da israfa neden oluyor tüketemedikleri için çünkü biz aslında çok az şeyle doyabiliyoruz bizim sadece biraz gözümüz aç gözümüzü doyurursak eğer bu israfın da önüne geçeceğiz bu sadece gıda israfı değil aynı zamanda enerjide israfı, para israfı da, zaman israfı da çünkü alışverişte geçirdiğimiz zamanı da israf etmiş oluyoruz aslında.

Yani kamplarda en çok israf olan ürünleri de anlatacak olduğumuzda mesela ekmek her alanda olduğu gibi kampta da ekmek çok fazla israf oluyor. Bir ikinciside et, tavuk, balık gibi böyle çabuk bozulacak ürünler çok israf oluyor bunun önüne geçmenin yöntemide mesela yanımızda et getirdik e yiyemedik artık bozulacak kampımız bitiyor veya birkaç gün daha var ama işte buz kasedimiz bitti, dondurucu çalışmıyor gibi sorunlarda bu eti pişirerek birkaç gün daha muhafaza edebiliriz çünkü pişmiş etin bozulma süreci de uzayacaktır işte kavurma olur, başka bir yemek olur hatta et yemekleri günden güne daha da lezzetli olur eti bu şekilde değerlendirebiliyoruz ekmek kısmında da biz ekmeği fazla almak yerine her zaman yanımızda un taşıyoruz eğer kampımız uzarsa ekmeğimiz yetersiz gelirse yanımızda bulundurduğumuz un, maya her zaman yanımızda var yani ekmek yapabiliriz, bazlama yapabiliriz işte çörek yapabiliriz ki bu pandemi sürecinde insanların çoğu evde ekmek yapmayı öğrendi artık bu konuda zorlanmayacaktır diye düşünüyoruz biz yıllardır yapıyordur artık onlarda ekmek yapmanın çok zor bir şey olmadığını ve ekmek yerine kullanabileceğiniz gıdaların çok kolay yapılabilir bir şey olduğunu yani bir kaşık maya ile birazcık unla ekmeği veya maya kullanmadan mayasızda işte ekmek türevi çörektir, şudur, budur bu tarz şeyler yapabileceğini öğrenmiştir bu süreçte bunun en güzel uygulanacağı yerlerde kamplar, kamplarda bunu da tavsiye ederiz un bulundurmak iyidir yanınızda.

O zaman kampta gıda israfı yapmamak için planlı programlı olmalıyız değil mi?

Evet.

Peki, kamp yapmak gibi doğa ile iç içe olmayı seven insanlarında gıda israfında daha ciddi yaklaştığını düşünüyor musunuz?

Yani şöyle aslında israf yapan insanları kamp yapan, doğa sever diye çok ayırt edemiyoruz çünkü mesela bizim gibi sürekli kamp yapan insanlar biraz daha dikkatli olabiliyor çünkü biliyor kaç gün kalacak, ne yiyecek, yiyebilir, yiyemez bunu biliyor ama ayda yılda bir doğaya çıkan insanlar o konuda da göz açlığı oluyor, 40 yılda bir ormana gidiyorum işte onu da pişireyim, bunu da pişireyim, mısırda patlatayım, şunu da yapayım, yanına bunu da yapayım o göz açlığı ile bir alışveriş oluyor o yüzden yani doğa sevgisiyle veya kamp bilinciyle israf birbiri ile alakasız. Normal hayatta nasılsa insan orada da aynı şekilde davranıyor evinde davrandığı gibi yani evinde nasıl bir plan program yapıp bilinçi olması gerekiyorsa aynı şekilde kampta da olması gerekiyor.

Peki, kamp yapacaklara gıda israfı ile ilgili önerileriniz neler özellikle yeni kamp yapacak olanlara ve bu konuda tecrübesiz olanlara?

Bu konuda şöyle bir şey söyleyebiliriz bu konuda deneyimli insanların bilgi ve becerilerine, tecrübelerine başvurabilirler bizlere mesela ulaştıklarında biz onları yönlendirme ve ne yapacakları ile ilgili yönlendirme yapıyoruz gidecekleri günü, kamp yapacakları coğrafyayı yani hangi gıdaları götürebilirim soğuk bir yere gidiyorlarsa her şeyi götürebilirler yani yiyebilecekleri her şeyi götürebilirler bozulma süresi en azından tekrar eve götürebilecekleri bir şey olabilir ama yazlık bir yazın kampa gidiyorlarsa, sıcak bir memlekete gidiyorlarsa oralara ait koruyabilecekleri gıdaları götürmeleri yani dediğim gibi aslında hep plan, programla dediğim gibi bu plan, programı yaptığımızda aslında bu çoğu şeyi gıdamızı israf etmeyeceğiz yani plan programı yapmaları biz de mesela kampa gideceğimiz zaman hangi yemeği yapacağımıza karar veriyoruz ya da buna yine öğün olarak markette de karar verebiliyoruz hani yazmasak bile onun dışında..

En çok sıkıntı aslında şurada yani israfı bir şekilde önlememiz gerekiyor burada plan, programla işte anlatıyoruz ama porsiyonlama da biz de çok başarılı değiliz bizim de çoğu zaman yaptığımız yemek kalıyor hemen hemen her zaman biz de bir de kültürümüzden gelen bir şey var biz ormana dahi gitsek iki kişi gidiyoruz ama ya birisi gelirse ya dağda birisini görürsek diye hep birkaç kişi fazla alışveriş yapıyoruz yemeği birkaç kişi fazla yapıyoruz çünkü bu çocukluğumuzdan alıştığımız misafir her zaman gelebilir ki bize gelebiliyor da biz dağda, bayırda nerede birini görsek yemeğe davet ediyoruz kalabalık olarak birlikte yemek yemeği seviyoruz şu ara sosyal mesafeyi koruyoruz ama zamanında çok ihlal ettik o yüzden bunu bu kısmından ziyade yemek kaldığında bu yemekleri nasıl değerlendirebiliriz bu kısmı araştırmak bunun çözümünü bulmak kaldıysa aynı yemeğimi tüketeceğiz tüketeceksek bunu nasıl muhafaza ederiz işte bazı yemekleri birkaç defa ısıtamazsınız halbuki hiçbir yemeği birkaç defa ısıtmamak gerekiyor ısındığında zehirleme yapabilir, işte yemek bozulma yapabilir bu yemeği bir gün sonrasında nasıl değerlendiririz işte hangi yemekten nasıl bir çorba çıkar, hangi yemeği neyin içerisine katabiliriz nasıl çoğaltılabilir bu yöntemleri bulmak veya bu yöntemleri kendimiz oluşturmak daha doğru bir şey olacak yoksa porsiyon bilincini biz de söylüyoruz ama biz de her zaman tutturamıyoruz, çoğu zaman tutturamıyoruz faka hiçbir kalan yemeği çöpe atmıyoruz bunu bir şekilde değerlendiriyoruz.

Peki, alışveriş listesi de hazırlıyor musunuz günlük hayatta da?

Günlük hayatımızda mesela şöyle pandemi sürecinin tamamında ben gösterebilirim hatta telefonumdan sürekli olarak alışveriş listesi hazırladık bütün eksiklerimizi evde belirleyip alışverişi ona göre çıktık ama onun öncesinde çok biz de işimiz dolayısıyla aslında sürekli dışarıda olduğumuz için çok fazla eve alışveriş yapamıyoruz aslında bütün tüketimimizi %90 dışarıda yapıyoruz bu nedenden dolayı alışveriş listemiz olmuyor ama kampa giderken yapıyoruz bunu.

Peki bizim sorularımız bu kadardı. Sizin eklemek istediğiniz bir şeyler var mı?

Ya şunları söyleyebilirim ben biz anadoluda yaşıyoruz eğer kampa gidecek arkadaşlar bizim anneannelerimizin, babaannelerimizin gıda saklama şekillerini evlerinde buzdolabı yokken gıdaları nasıl sakladığını öğrenebilirler ona görede kampa gittiklerinde gıdalarını koruyabilirler.

Yani burada yine iş yemek kısmına geliyor aslında yemek konusunda biraz daha insanları kendilerini geliştirmeleri, kendini geliştirmesi biraz daha araştırması hangi gıdayı nerede kullanır, hangi üründen yemek olur yani nasıl davranması gerekir işte bu konuda biraz daha araştırmamız öğrenmemiz gerekiyor bu sadece doğa için değil evde de aynı şekilde mesela basit bir örnek verelim geçenlerde bizim köyden hediye olarak süt getirmişlerdi biz onu kaynattık sonra dağa çıktık unuttuk dolaba koymaya geldiğimizde süt bozulmuştu biz bunu çöpe dökmek yerine bunu peynire çevirdik peynir yaptık hem doğal bir peynirimiz oldu kendi yaptığımız bir peynirimiz oldu hem de süt israf olmamız oldu bunu değerlendirmiş olduk mesela bu basit bir şey ama bunu bu sütü nasıl peynire çevireceğini bilmiyorsa bunu dökecek ve ciddi bir israf olacak aynı zamanda yemekler içinde akşamdan kalmıştır yemek bunu nasıl değerlendireceğini bilmiyorsa veya yemek değil sebze kalmıştır, et kalmıştır yani bozulmaya yüz tutmuş şeyler vardır bunları nasıl değerlendirmesi gerektiğini bilmesi gerekiyor, diğer türlü genel bir bilgiye sahip olması gerekiyor aslında tüm insanlarımızın yani biraz belki konu dışına çıkacak ama bizim en çok savunduğumuz şey bu ülkede ki herkesin balta, bıçak kullanmayı, çadır kullanmayı, uyku tulumu kullanmayı bilmesi gerekiyor hayatında bir defa çadırda kalması gerekiyor bu tecrübeyi edinmesi gerekiyor özellikle çocuklarımızın yani bu süreç ile bağdaştırdığımızda bu çadırda kalmak, doğada yaşamak bizim için ne zaman nasıl ihtiyaç olacak bilemiyoruz en yakın zamanda yine bu bölgede bir deprem olmuştu biliyorsunuz Elazığ depremi biz Elazığ depreminde geldik bölgeye yardım için 2. Günü buradaydık ve bize burada ki birkaç arkadaşla iletişime geçtikten sonra gelmemiz gerektiğini düşündük köy yerinde bile birçok insan doğadan kopmuş doğada neyi nasıl yapabileceğini bilmiyor işte ateşte yemek yapma konusunda çok hakim değil en büyük sıkıntı hava eksi yirmilerde, eksi 12, 15 arasındaydı hatta ilk geldiğimizde insanlar dışarıda çadırda en büyük sıkıntı sıcak yemek askerlerde yine aynı şekilde biz geldiğimizde işte burada ki insanlara çadırda nasıl kalabileceklerini, neden üşüdüklerini sonrasında işte büyük tencereler, tavalar getirdik dışarıda odun ateşinde yemek yaptık burada üç köyde yaptığımız yemeği dağıttık ama orada görüyoruz ki şu pandemi sürecinden de aynı şekilde biz doğadan kopmadığımız için herkes bize diyor ki çok şanslısınız işte bu süreci çok iyi geçirdiniz hayatı yaşıyorsunuz işte ama bu sürece gelmesi için biz yıllarca uğraşıyoruz biz yıllardır doğadayız biz şu an pandemi süreci diye doğaya çıkmadık zaten doğada olduğumuz için bu süreç bizi etkilemedi hem insanlardan çok çok uzaktaydık sosyal mesafenin en iyisini biz yaptık hem de yaşantımız daha kaliteli geçti daha doğal beslendik zamanımızı çok daha iyi değerlendirdik, daha verimli oldu insanlara da bir nevi şey oldu evlerinden bizi izliyorlar biz eve kapandık ama bunlar halen geziyor bunlar halen dışarıda halen doğadan kopmadı keşke bizimde bir çadırımız olsaydı, keşke biz de kamp yapabilseydik şu an muhtemelen ülkede ki kamp yapma nüfusu daha da artacak.

Bir de şöyle bir şey ekleyim mesela bizim düzenlediğimiz kamplarda hedef kitlemiz büyüklerden ziyade çocuklar çünkü çocuklar belki bizi rol model olarak alabilirler bizim yaptığımızı yapmak isteyebilirler bu da işte gelecekte hem doğa bilincini oluşturma anlamında hem de gıda israfını minimuma indirme kısmında da olabilir çünkü biz ne yaparsak çocuklar aynısını yapıyorlar yani söylemekle değil bizim fiili olarak yaptığımız şeyleri baz alıyorlar o yüzden burada hem yetişkinlere yani ebeveynlere çok iş düşüyor hem de bizim gibi sosyal medyada kanaat önderi dediğimiz yani influencer hesaplarada çok büyük iş düşüyor çünkü gelecek hepimizin belki çok uzun yıllar yaşayacağız uzun yıllar hem doğada hem de gıdamızı israf etmeden gelecek nesillere aktararak çünkü dünyada açlık oranı çok yüksek bunlarıda anlatarak çocuklara bakın biz gıdaya ulaşabiliyoruz temiz gıdaya, sağlıklı gıdaya ulaşabiliyoruz ama çocuklar kamplarda da bunu görmesi lazım sadece evde ya da okulda değil kampa gelen çocuklar bunu görürse ilerleyen zamanlarda işte bizimde abilerimiz vardı böyle yapıyorlardı gıdayı israf etmiyorlardı diye bizi örnek alırlarsa bu bizi çok mutlu eder hem de geleceğe bir değer taşımış oluruz.

Aynı zamanda bu gıdaları israf etmemek için onun üretim sürecini de çocuklara gösterebilsek şu an hasat zamanı ama Bolu’ya bir çıksalar işte bu kuru bakliyattır, nohuttur, pirinçtir bunlar nasıl oluşuyor bir bulgur nasıl oluyor nasıl bir zahmetle oluşuyor bunları işte çocuk yaşta gösterebilirsek bu hayatının ilerleyen döneminde de ben bunu görmüştüm bu zorlu bir süreç biz şu an köy yerindeyiz daha öncesinde de biliyoruz ama şu an direkt içinde yaşıyoruz köylünün ne zorlukla o ekinleri ekiyorlar, bakımını yapıyorlar sonra bunun hasadı var yani bizim soframıza gelene kadar ne kadar işlemden geçiyor yani o bir kaşığı alırken bir kere daha düşünür acaba bunda kaç kişinin emeği var ben bunu israf edersem çöpe atarsam ne olacak yani parası olan insan işin parasal kısmını düşünemeyebiliyor ya ne olucak bir daha alırım param var diyor ama iş maddi değil aslında tabii ki maddi boyutlarıda var ama sadece maddi değil burada bir emeği de israf ediyoruz. Orada birkaç insanın çalışmasını da artık gözardı etmiş oluyoruz.

Tabakta bıraktığımız her pirinç tanesi ya da bulgur tanesi aslında o insanların emeğini de israf etmek sadece gıdayı israf etmek değil biz gıdamızı korursak, gıda da bu israfı korursak o insanların emeğini de çalmamış oluruz kendi emeğimizi de o gıdayı almak için biz sonuçta bir para ödüyoruz o parayı kazanmak içinde gece gündüz çalışıyoruz ya da ebeveynlerimiz çalışıyor bununla alakalı bu işte birbirine bağlı bir zincir şeklinde bir tanesi koptuğu zaman bütün her şey bozulmuş oluyor.

Çağatay Bey, Murat Bey çok teşekkür ederim. Paylaştığınız bilgiler çok değerliydi eminim ki benim gibi kamp yapmak isteyenlere doğa severlere takipçilere büyük katkısı olacak bu bilgilerin.

Biz teşekkür ederiz. Hani konu aslında çok uzun çok da uzatabiliriz ama izleyenlerde çok sıkılmadan tamamını izlerse en azından konunun her yerine değinmeye çalıştık. Eğer daha detaylı bir şeyi bizden duymak isterler, merak ederlerse bize her şekilde ulaşabilirler zaten sosyal medyadan o yüzden biraz daha özet geçtik galiba, biraz hızlı oldu ama merak ettiğiniz bir şeyler varsada cevaplayabiliriz.

Sosyal medyada Orman Lezzetleri

Özellikle Tarım ve Orman Bakanlığına sizlere çok teşekkür ediyoruz bizleri böyle bir sürecin içine dahil ettiğiniz için bizim de şahsımıza adına hem Orman Lezzetleri adına çok önemsediğimiz bir konu bu israf konusu bu olayın içinde olduğumuz için sizlere çok teşekkür ediyoruz bizi de dahil ettiğiniz için çok sağ olun.

Biz size çok teşekkür ederiz. Malatyadan geldiğiniz için bağlandığınız için o zaman bu bölümün sonuna geldik çarşamba günü 21:00’de diyetisyen Prof.Dr. Murat Baş konuğumuz olacak. Gıdanı koru sosyal medya hesaplarından bizleri takip edebilirsiniz yine aynı şekilde hem bu yayını hem de Aslıhan Kaya ile olan yayınımızı da Youtube, Twitter ve Instagram sayfasından takip edebilirsiniz. Güzel bir hafta geçirmenizi diliyorum, görüşünceye kadar hoşçakalın.